IRKÇILIK KAVMİYETÇİLİK MİLLİYETÇİLİK – II

IRKÇILIK KAVMİYETÇİLİK MİLLİYETÇİLİK – II

           Bu yazımın son cümlesi: Arabım! Türküm! Kürdüm! Farisiyim! derken neden “Ben Müslümanım/Biz Müslümanız” (Ez Misilmanim/Em Misilmanin) diyemediğimizi sorguluyor muyuz?

    Şüphesiz ki her kavmin, her milletin kendine has kültür ve ahlak değerleri vardır. Bu kültür ve ahlaki özellikler kimi zaman birbirine üstünlük sağlayabilir, kimi zamanda alt seviyede de kalabilir, bu aşikârdır; yadırganamaz, yadırganmamalıdır. Her kavmin yaşam koşullarına (siyasi, coğrafi, ekonomik, sosyal yapıdaki dengeler; komşu kavimlerle ilişkilerine, inançlarına…) bağlı bir yaşama biçimi vardır. Dünyanın sosyolojik yapısı bu şekildedir. Ayrıca milletlerdeki üstün meziyetler insanlık için hizmette hedeflere ulaşma vasıtası kılınmalıdır. İnsanlık için.

   Bugünde bildiğimiz gibi tarihin akışı içindeki savaşların sebeplerini; inanç, din, hükmetme, daha güçlü olma… yakın tarihteki savaşlar; emperyalizm, sömürü kafatasçılığı, ekonomik üstünlük kurma, ben en güçlüyüm tatminciliği, dünya konjonktüründe siyasal üstünlük sağlama ve elbette ki ırkçılık kafatasçılığı… temel sebepleri oluşturur. 

    İnsanlar dünyaya battıkça vicdanları da batıyor! Bebek, Çocuk, Genç, Kadın; İNSAN demeden tarih sayısız katliama tanık olmuştur. Bazıları kendilerini hidayete çağırmak için gelen peygamberleri bile öldürmüştür. Haçlı Savaşları, Moğol İstilaları, Yeni Keşifler ve Amerika’nın keşfi ile ortaya çıkan insan ticareti, öteden beri devam eden ve Fransız İhtilalinden sonra zirvesini yaşayan milliyetçilik ideolojisi(belası), 1. ve 2. Dünya Savaşları… ve günümüzde ekonomik, siber internet ve iletişimin gelişmesiyle uzaydaki rekabetler insanlık adına büyük çöküntüye neden olmuştur ve insanlığın giderek medeniyet seviyesini arttırması gerekirken nedense bu seviye ayaklar altına alınmıştır/alınıyor. Sebep açık; yukarıda belirttiğim hususlar.

    Bugün Müslümanlar Batı fikriyle; Batının onların zihinlerine yerleştirdiği fikirlerle kendi aralarında bile kavimlerini birbirlerine karşı üstünlük meziyeti olarak kullanıyor. Bunun yanlış olduğunu Tüm Dünya Müslümanları’na duyurmamız, bildirmemiz gerekiyor. Bugün birlikten/tevhitten/birleşmeden bahsedenler bile maalesef ki iş kendi ırklarına geldiğinde tıkanıp kalıyor. Şunu da açık ve net bir şekilde insanlara duyurmamız, bildirmemiz gerekiyor: “İslam’da ırk üstünlüğü yoktur.” Hangi koşulda olursa olsun ırki bir üstünlük yoktur. Nitekim Peygamberimiz(a.s) Veda Hutbesi’nde Bizlere şu uyarıları yapıyor: “Allah Cahiliye dönemi gururunu ve atalarla övünmeyi kaldırmıştır. Bütün insanlar Âdem’dendir, Adem ise topraktandır. Takva dışında Arab’ın Arab olmayana üstünlüğü yoktur.” Üstad Şehid Hasan El-Benna ırkçılık hakkında şunları söyler: “İslami anlayışa göre ırk bağını iman bağından daha güçlü görmek caiz değildir. İslam’a göre akide(inanç; iman) her şeyin üstündedir.” ve Üstad şu soruyu da sorar: “İman, şirke karşı buğz ve Allah’ı sevmekten başka ne olabilir?” 

    Evet, İslam’a göre iman her şeyin(ırk’ın; ırkların) üstündedir. 

    Irkların, kavimlerin, milletlerin İslam’a yaptığı hizmetten/katkıdan dolayı kendilerini ifade etmelerinde bir sakınca görülmemektedir. Yani bir Arabın, Türkün, Kürdün, Farisi’nin… Biz İslam için şöyle hizmetler yaptık diye ırki bağlamda(kibir beslemeden ve diğer ırkları dışlamadan) ifade/ifadeler kullanmasında bir beis yoktur. Ancak yapılan bu hizmetlerin hâlihazırda yapılıp yapılmadığı, devamlılık gösterip göstermediği de önem arz etmektedir. Bunun üzerinde hassasiyetle durulması elzem.

    “21. yy’da İslam’ın bu kadar büyük problemleri yaşamasının sebebi nedir?” sorusuna cevap olarak “İslam’ı kabul edip yaşayan kavimlerin bir birleri ile çatışma içinde olduklarından dolayı”  olduğu da açık değil mi? 

    Cevapları İçinde Olan Sorular; Hiç kendimizi (Müslüman birey/ler) olarak sorguluyor muyuz? Eleştiriyor muyuz? Bu sorgulamalarda/eleştirilerilerde merkeze Kur’an ve Sünneti koyuyor muyuz? Sorgularken diğer dini Cemaatlere olan konumumuza göre mi yoksa bin dört yüz yıldır sınırları (kırmızı çizgileri belli olan) İslam’a göre mi sorguluyoruz? Ortada bu kadar İslami faaliyet yapan (bunu iddia eden) Cemaat varken en doğrusu bizim Cemaat derken kendimizi sorguluyor muyuz? Birlikten bahsederken ne kadar ayrılıkçı olduğumuzu sorguluyor muyuz? 

 

Selam ve Dua İle…

Not: Yazının devamı haftaya…