IRKÇILIK KAVMİYETÇİLİK  MİLLİYETÇİLİK – III

IRKÇILIK KAVMİYETÇİLİK MİLLİYETÇİLİK – III

Bugün yeryüzünde ırkçılık yapan en büyük kavim İsrailoğulları Soyu’nun devamı olan İsrail’dir. Yahudiler/İsrailliler (tahrif edilmiş) Tevrat’ta “Allah yalnız Yahudi’nin Allah’ıdır.” anlayışıyla hareket ederler. Temel ideolojileri “seçilmiş ırk ve arz-ı mev’ud (vaad edilmiş topraklar)”dır. 19. yy’da 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde ilk uluslararası Siyonist Kongre’yi tertiplemiş ve 24 asırlık (M.Ö 500 – 1897) dağınıklıklarını bir “ruh hastalığı ideolojisi”yle birleştirmişler. Temel fikirleri “Yahudi olmayanlar yaşamayı hak etmezler.” olan İsrailoğulları günümüzde de “kan emici vampir” rollerini oynamaktadırlar. İsrail’in son dönemdeki politikaları Filistinli kadınları ve çocukları öldürmek üzerine kuruludur. Çünkü kadınlar çocuk doğurmasın ki Filistin Halkı’nın sayısı artmasın ve çocuklar ölsün ki ileride İsrail’e karşı etkili bir güç oluşturmasın. Bu ırkçılık anlayışı “ruh hastası” bir kavmin günümüzdeki tecellisidir.     

    18. yy’da Fransız İhtilali ile dünyada yaygınlık kazanmaya başlayan ve ileride de büyük belalara sebep olacak milliyetçilik/ırkçılık ideolojisi 1. ve 2. Dünya Savaşları’nda büyük çapta ölümlere/katliamlara neden olmuştur. Almanya’da Hitler’in öncülüğünde Alman ırk’ı üstün görülmüş ve Yahudiler topluca öldürülmüş, İtalya’da Mussolini öncülüğünde ırkçılık politikaları uygulanmış, Rusya’da Lenin ve Stalin tarafından ırkçılık/komünist politikalar uygulanmış, Amerika’da siyah-beyaz ırkçılığı hat safhaya çıkmış binlerce/milyonlarca insan öldürülmüş/ölümle burun buruna gelmiş/getirilmiş, etkileri 19. yy’ın başlarında görülmeye başlayan ve 20. yy’ın 2. çeyreğinde de rayından çıkan Türk Irkçılığı Kemalist ideoloji tarafından da uygulanmış ve son yıllar hariç günümüze kadar etkileri görülmüş/görülmektedir… Bunları saydıktan sonra şunu diyebiliriz: 20. yy’da ırkçılık dünyanın nerdeyse her bölgesinde görülmeye başlanmış ve İnsanlığın/İslamiyet’in başının belası olmuştur. 

    Peygamber Efendimiz (s.a.v) hepimizin iyi bir şekilde bildiği bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurmaktadır: “Sizden biriniz kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe (gerçek manada) iman etmiş olamaz.” Bu Hadis-i Şerif açık bir şekilde Müslümanların kardeşlik bağının ortaya çıkarmış olduğu seviyeyi/durumu bize göstermektedir. Mü’min bir insan kendisi için isteğini diğer kardeşi içinde ister/istemelidir. Irkına, (maddi) varlığına, toplumdaki konumuna… bakmadan kendisi için istediğini mü’min kardeşi içinde ister. Bu bireysel olarak da toplumsal olarak da kavmi olarak da Mü’minler için böyledir/böyle olmalıdır. 

   Beyaz ırkı yaratan Allah; sarı ırkı da, siyah ırkı da yaratmıştır.

   Bir Arabı yaratan Allah;  bir Türk’ü de, Bir Kürd’ü de, bir İngiliz’i de yaratmıştır. Kendisine herhangi bir şekilde Müslümanım diyen her insan; her ırkın, her rengin, her varlığın… Allah tarafından yaratıldığına da iman eder/etmelidir. Bunlar arasına bir ayrım koymaz/koymamalıdır. Irklar arasına ayrım koymaz/koymamalıdır. 

 

Büyük İnsanların Büyük Sözleri:

“Müslümanın milliyeti inancıdır.” Seyyid Kutub

“Biz Vatanımızın sınırını iman ve inanç ile çizeriz.” / “İslam bütün bir insanlık içindir. Bir ırka veya millete ait değildir.” Hasan el-Benna

“Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.” Malcolm X

“Müslüman’ın tarih şuuru; vatan toprağına, derisinin rengine ve bağlı olduğu milletin diline bağlı değildir. Müslüman’ın bağlı olduğu ve övündüğü tarih, İslam Tarihi’dir.” Said Havva

 

   Irkçılığın panzehiri İSLAM’dır/İslam Kardeşliği’dir. 

 

Selam ve Dua ile…