DAVET VE KARDEŞLİK

DAVET VE KARDEŞLİK

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

   ALEMLER’İN RABBİ OLAN ALLAH’A HAMD OLSUN, O’NUN RASULÜ MUHAMMED’E SALAT VE SELAM OLSUN.

 

Biz Müslümanız ve  Elhamdulillah Müslüman olmamızdan da şeref duyuyoruz. Çünkü İslam’ın kendisi zaten şereftir.

   Kardeşlerim geçmişte olduğu gibi bugün de, yarın da olacak olan bir davetçi nesli var. Yani aslında İslam da iki türlü Müslüman var desek herhalde tabir yanlış olmaz. ‘’Davetçi ve Alim’’.  Mesala Mus’ab bin Umeyr bir davetçi idi. Efendimiz(asv) onu Yesribe gönderdi git insanları Tevhid dinine davet et dendi ve o da gitti buyruğu yerine getirdi. Bilgi bakımından pek bir şey bilmiyordu ama onları davet edeceği bir dini vardı ve o da bunu en iyi şekilde yaptı. Alim değildi, Davetçi idi Mus’ab. Bildiğinin Alimi idi.

  Ya da daha yakın tarihimize bakalım yirminci yüzyılından bir örnek.  İmam hasan el Benna. Ona İmam demelerinin sebebi ne idi?  Alim değildi herhangi bir yerde camii hocalığı da yapmıyordu ama Davetçi idi. Kendi döneminin davetçilerinin imamı idi. İşte kardeşlerim bizler de birer davetçiyiz(inşallah) en azında kendimizi öyle görüyoruz. Onun için bu İslami davet olayını çok kapsamlı bir şekilde tahlil etmemiz ve bu uğurda çalışma yapmamız lazım. Yani Alim olunmadan davetçi olunmaz tezini kesinlikle çürütün çünkü bu şeytanın vesvesesidir. Herkes bildiğinin Alimidir. ve bildiğini de anlatacak insanlara onları davet edecek. 

Peki nerden başlayacağız, Nasıl yapacağız?  Davetimizi.  Bu konuda İhvan hareketinin ikinci mürşidi Hasan el Hudeybi şunları söylüyor:  İslam devletini kendi nefislerinizde oluşturun ki Allah da devletinizi oluştursun. Yani İslam toplumu kurmak isteyenler kurguladıkları dünyayı önce kendi iç dünyalarında yaşamalıdırlar. Aksi halde islamsız kalırlar ve islamsız bir toplumda ıslah yönünde başarılı olmanız imkansız değilse de çok zor.  

  Rabbimiz kitabında buyuruyor ya sizden hayra çağıran, iyiliği emreden kötülüklerden sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler bunlardır. Bu ayeti tatbik ederken Efendimizin (asv) metodunu kullanarak insanları İslama, Kur’ana ve sünnete davet etmeliyiz. Davetçi kardeşlerim tüm bunları hepimiz birlikte bıkıp usanmadan, umutsuzluğa düşmeden, toplumdan kendimizi soyutlamadan, toplumun içerisinde sürekli faaliyette bulunurak bütün insanlığın kurtuluşu için çalışacağız. Ve davetimiz noktasında belki de en önemlisi anlatacağımız şeyi yani ‘’İslamı’’ sadece sözle değil yaşayarak anlatmalıyız. Amacımız açık ve net…

- İslam ile insanları ıslah edip olgunlaştırmak.

- İslam vatanını yabancıların işgal ve istilasından kurtarmak ( bu işgal sadece toprak olarak düşünülmemeli düşünce ve yaşantı olarak da bilinmeli).

- İslam devletini kurmak ve ümmeti kamil manada  İslami uygulamaya yönlendirmek.

Gençlerin üzerine özellikle eğileceğiz.  Çünkü gençliğe sahip olan geleceğe de sahip olacaktır. Bundan dolayı gençlere ulaşmaya çalışacağız ve böylelikle bir sonraki nesli inşa edip nesil savaşı vereceğiz. Peki nasıl gençlere ulaşacağız?

- Davetçi kardeşlerimiz kuşatıcı olmalı.

- Ümmet mantıklı düşünen. 

- Bir tek kişinin hidayeti için canı pahasına mücadele edecek bir davetçi. 

Mücadelemizde karalı olmalıyız ve devamsızlık arz etmeden mücadele etmeliyiz. Kafirler çok iyi çalışıyor gençliğimizi avuçlarının arasına almışlar adeta boyunlarına bir ip geçirmişler. Onlar nereye çekerlerse gençlik oraya gidiyor. Sıkıntı çok büyük gençlik krizi ve ahlak krizi yaşıyoruz bu ekonomik kriz gibi bir iki radikal kararla da halledilecek bir durum değil. Yükümüz çok ağır. Zaman çok az ve kafirler hiç boş durmuyor… VESSELAM ( Devamı gelecek inşallah)