MÜSLÜMANLARA ÇAĞRI

MÜSLÜMANLARA ÇAĞRI

Âlemlerin rabbi olan ALLAH a hamd, O’nun Rasulü Hz. MUHAMMED (s.a.v) e selam olsun. RABBİM iman gibi büyük bir nimet nasip ettikten sonra kalbimizi İSLAM üzere sabit kılsın…

Bizler yüce Yaratıcıya iman etmiş kullarıyız. Elimizde ilk günkü tazeli ile KURAN, önümüzde ise sesini yüreğimizde hissettiğimiz Peygamberimiz var. Bugün dünyadaki hiçbir inanışta olmayan bu zenginliğimizin anlamı şudur; asrısaadet devrinde olduğu gibi ondan sonra da dünyada hangi devir olursa olsun İSLAM ilk indiği gün ve akabinde dünyaya hâkim olduğu haliyle tekrar üstün gelecektir. Çünkü ne lanetli yahudi ve hiristiyanlar da ne de diğer beşeri dinlerde o dinin temsilcisi konumundaki peygamberleri ve ayetleri muhafaza edilememiştir. Oysaki İSLAM bu kategoride asla değerlendirilemez. Nitekim Müslümanlar 1436 yıl sonrasında da aynı kıbleye yöneliyor, aynen Peygamberleri gibi namaz kılıyorlar. Aynı ayetleri okuyorlar ve iman ettikleri Peygamberlerini kendilerinden de daha çok tanıyorlar. Bugün en meşhur insanın bile birçok yönü bilinmemektedir.  Oysa RASULULLAH (s.a.v)’in her hali ve davranışları en ince ayrıntısına kadar bilinmektedir. Bütün bu avantajlar biz Müslümanlara; nebevi metot ile din temsil edilir ve davet çalışması yapılırsa ALLAH kendi zaferini tekrar Müslümanlara nasip edeceğinin mesajını veriyor. Çünkü iman ediyoruz ki kıyamete kadar asla bir peygamber gelmeyecektir. Zafer ancak ALLAH a aittir. Dünya müstekbirleri, şeytan ve yandaşları bu gerçeği bildikleri için her fırsatta Müslümanların önünü kesmek ve büyümesini geciktirmek için tüm gayret ve çabalara girmekte, çeşitli desiselere başvurmaktadır.

Bütün bu saldırılara karşı Müslümanlar düşman cizmesi altında çiğnenen vatan toprakları için, kirletilen namuslar, katledilen çocuklar, hapsedilen gençler, istiklal ve bağımsızlığını heyecanla bekleyen, İslam sancağını tekrar göklerde dalgalandırıp zaferin gelmesi için İSLAM düşmanlarına karşı nasıl harekete geçmelidir?

Öncelikle neye niçin iman ettiğimizi gözden geçirip şuurlu bir Müslüman olmanın gereklerini öğrenip ALLAH a olan inancımızı tüm leke ve kirlerden temizlemeli tüm dünyaya önce baş kaldıracak ve ‘’LA’’ yani hayır diyeceğiz. ALLAH ın kitabının dışındaki hiçbir hükmü kabul etmiyorum diyeceğiz. Bana sadece ALLAH hükmeder diyeceğiz. Ben sadece ALLAH a kulluk ediyorum diyeceğiz. Sonra peşinden gittiğimizi iddia ettiğimiz RASULULLAH (s.a.v) i çok iyi tanıyacağız. Niçin bunca sıkıntılara katlandığını, o asil duruşunu, bizlere anlatmak istediği davasını içselleştirip hayatımıza adapte edeceğiz. Sonra ALLAH ın bağladığı bağ ile bağlandığımız Müslüman kardeşlerimizin durumunu en büyük derdimiz kabul edip Müslümanların derdiyle dertleneceğiz. Ne yapmalıyım kaygısı ile elimden gelenin en iyisini yapmak için tedrici bir metodu hayata geçirmeliyim. Tarihin seyrine uygun olarak yaşanmış tecrübeleri tekrarlamadan, çağın gereklerine uygun olarak nebevi metottan sapmadan KURAN çizgisini muhafaza ederek ileri atılmalı ve canla başla çalışmalıyım. En önemli olarak ise ihlâsla, samimiyetle din sadece ALLAH ın oluncaya kadar cihat etmeliyim. 

Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. (SAFF-10.11.12)

Şunu da çok iyi bilmeliyiz ki; İSLAM a davet yolunda üst düzey bir âlim olmak şart değildir. Sahabe efendilerimizden Mus’ab bin Umeyr İslam’ın ilk öğretmeni olarak RASULULLAH (s.a.v) tarafından gönderildiğinde hafız değildi çünkü henüz vahiy gelmeye devam ediyordu. Birçok hadisten de haberi yoktu çünkü İslam’a girdikten kısa bir süre sonra Habeşistan’a, oradan dönünce de Medine’ye hicret etmiştir. O arada RASULULLAH ‘ın (s.a.v) söylediği hadislerden de haberdar değildi. Peki, Mus’ab bin Umeyr’i Medine’de başarıya ulaştıran etken neydi? Bildiği ayetlerin sayısı toplansa belki 200 ü bulmayabilirdi. O halde bizler ile Mus’ab bin Umeyr arasındaki fark neydi? Bugün hafız olmuş, medrese eğitimi almış, İslam fakültelerinde yüksek öğretim görmüş, birçok İslam ilimlerinde araştırmalar yapıp uzmanlaşmış yüzlerce Müslümanlarla sahabi efendilerimiz arasında nasıl bir fark var ki kendi evimizde birinci derecede sorumlu olduğumuz aile fertlerimize bile bu dini anlatamıyoruz? Fark şuydu güzel kardeşlerim; ‘’ Sizi temizlesin diye içinizden ayetlerimizi okuyup öğreten bir RASUL gönderdik’’ (Bakara-152) ayetin gereğini yerine getiriyorlardı. Fark şuydu; ‘’Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak «İşittik ve itaat ettik» demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.’’ (Nur -51) ayeti gereği işittik ve itaat ettik diyorlardı. Yani güzel Müslümanlar sahabi efendilerimizin imanı ihlâs ile temellenmişti. Bizler bugün yeryüzünde ALLAH ın dininin en şerefli temsilcileri konumundaki Müslümanlar olarak imanımızı ve ihlâsımızı gözden geçirmeliyiz. Bizler samimi ve ihlâslı bir şekilde sadece ve sadece ALLAH ın ayetlerini, RASULULLAH (s.a.v)’in sünnetini insanlığa ulaştırsak İSLAM tekrar ruhlara, yüreklere, zihinlere yerleşecek ve hayatın her alanına hâkim olacaktır. 

Tarihten aldığımız ders ile gördük ki; bu din fikren, madden, kanunen ve ruhen paramparça olmuş toplumları kardeş yapmıştır. Tek ALLAH a yöneltmiş, tek kıbleye çevirmiş, bir safta toplamış, en büyük olan kulluk hedefine yürütmüştür. Bugünkü parçalanmışlığımızı, dağınıklığımızı tedavi edip tekrar büyük bir medeniyeti inşa etmemizi sağlayacak olan tek yol İSLAM dır. Eğer biz Müslümanlar bugünkü İSLAM âleminin içinde bulunduğu halden rahatsız olmuyorsak, her gün Müslüman kanı akıtıldığı halde hiçbir şey yapmadan evinde uyurken başımızı yastığa çok rahat bir şekilde koyabiliyorsak imanımızı sorgulama vakti gelmiş demektir. Müslüman adam izzetli adamdır. Müslüman adam şerefli adamdır. Müslüman adam dinini, vatanını, milletini, özgürlüğünü, namusunu muhafaza edebilen adamdır. Ne zaman ki iman şuuruna varır, ALLAH ın bizlere vermiş olduğu kıymeti anlarsak işte o vakit rahmet şuaları üzerimize inmeye başlayacaktır. Ey Müslüman kardeşim, ey ALLAH ın diliyle yeryüzünün en hayırlı ve en şerefli topluluğu ilan ettiği güzel kardeşim, çok iyi bilmelisin ki; bugün ALLAH ın düşmanları Müslümanlara üstünmüş gibi gözükseler de bunun asıl sebebinin biz Müslümanların atalet ve dalalet içerisinde vurdumduymazlığıdır. Ne zaman ki; biz Müslümanlar büyük davanın büyük insanları olursak işte o zaman bu din bizim omuzlarımızda yükselecek ve çok yakın bir zaman öncesinde olduğu gibi tekrar büyük bir medeniyetin sahipleri olacağız. 

RABBİM bizleri kendisine layık birer kul, RASULÜNE(s.a.v) layık birer ümmet eylesin. Selam ve dua ile...