HAKK’A YÖNELEMEYiŞİMİZ – 4

HAKK’A YÖNELEMEYiŞİMİZ – 4

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

EY ABDULLAH! Gönül odan bir hayli karışık değil mi?Odayı temizleyeyim,düzene koyayım derken saklı bir oda daha bulur.Tam “oh işim bitti “derken; “bu oda nerden çıktı karşıma” diye hayıflanır.Odadan içeri girince meğer tüm pisliğin bu odadan sızdığını fark eder.Sıva kolları ve paçaları bir zahmet,isterse eziyet ama bu mecburiyet. Haydi!asıl iş şimdi başlıyor….

UCUB

 

“İlim de yüksek payeye erişenler ise;”O’na inandık,hepsi Rabbimiz tarafındandır,derler.(Bu inceliği)ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar.”(Al-i İmran-7)

 

Ucub;ameline güvenmek, yaptığı ibedetle kendini günahsız görmek ve beğenmek,yaptıklarıyla kesin kurtulacağına inanmaktır.Yeis’in zıddıdır.Yeis;Allah’ın rahmetinden ümit kesmek ve insanın hayırda muvaffak olmasına engel olan bir hastalık ,ucub ise muvaffak olupta kendi nefsine mal etmek ve O’nun azabından kendini emin görmektir.

 

“Üç şey insanı felakete sürükler:Buhl(Allah’a ve kullara karşı olan hak ve sorumlulukraı ödememek) ,heva(nefsin arzularını mabud edinmek)ve ucub’tur.”(Tirmizi)

 

Denilir ki;kişiye günah olarak ucub yeter.Kendini günahsız görmek,günah işleyip tevbe etmekten daha kütüdür.Kibirden de daha kötüdür.

 

“Siz hiç günah işlememiş olsanız,ben onun daha büyüğüne düşeceğinizden korkarım.O da ucubtur.”(Münziri,Et-Terğib ve Terhib)

 

Ucub,kişiyi yaptığı amelleri, daha az yapanalara kıyas ettirerek,daha iyisini yapmasına sedolur.Said Nursi’nin (Rahmetullahi aleyh)buyurduğu gibi,”Başkasının kusuru ,insanın kusuruna senet ve özür olamaz.””Arkadaş!Yes’e düşen adam,azaptan kurtulmak için istinad edecek bir noktayı aramağa başlar.Bakar ki,bir miktar hasenat ve kamalatı var.Hemen o kemalatına bel bağlar.Güvenerek der ki:”Bu kemalat(ahlaki güzellikler)beni kutarır,yeter”diye bir derece rahat eder.Halbuki,amele güvenmek ucubtur,insanı dalalete atar.Çünkü,insanın yaptığı kemalat ve iyiliklerde hakkı yoktur,mülkü değildir,onlara güvenemez.”(Mesnevi-i Nuriye-Dört hastalık)

 

Kul olduğundan dolayı amel yapmaya mecbursun. Yanlızca” Allah’ın rahmetine güveniyorum” diyerek ,amelden uzak durulamaz.Ama yaptığınla da övünüp,kendini kurtulmuş göremezsin.Çünkü unutma ki !malzeme senden değil .Biz acizane yazdığımız şu yazılarda da Cenab-ı Hak,yazacak el,görecek göz ,düşünecek akıl,yazacak vakit ve diğer imkanları sunmasaydı,hiç ender hiçim.

 

Ucub duygusundan kurtulmak isteyen,şu dört şeyi yapmalıdır:

 

1-Başarıyı Allah’tan bilmek.Bir kimse başarıyı Allah’tan bilirse,O’n şükreder,kendini ucuba kaptırmaz.

 

2-Allah’ın kenisine ihsanda bulunduğu nimetlere bakmak.

 

3-Amelinin makbul olmama ihtimalini de hesaba katarak düşünmek.

 

4-Günahlarını,kusurlarını düşünmek.

 

Peygamber (sav) birgün sahabelere şöyle anlatmıştır:-Az önce,Cebrail yanımdan ayrıldı ve bana şöyle dedi:”Ya Muhammed(sav),seni hak Peygamber olarakgönderen Allah’a yemin ederim ki,Allah’ın bir kulu vardı.Eni ile boyu otuzar dirsek olan ve dört tarafı,dört biner fersah genişliğinde bir denizin ortasında,büyük bir adacığın tepesinde,beşyüz yıl boyunca Allah’a ibadet etti.Allah Zülcelal,orada kendisine,parmak kalınlığında tatlı su akıtan bir pınar ile hergün bir meyve veren,bir nar ağacı bağışlamıştı.Akşam olunca,pınarın başına inip abdest aldıktan sonra,nar ağacının o günkü meyvesini koparıp yiyor vearkasından namaza duruyordu.İbadetleri sırasında,Allah’tan,secdedeyken ruhunu almasın,cesedinin ne toprak ve ne de başkabirşey tarafından bozulmamasi nı ve kıyamet günü,secdedeyken kendisini yeniden diritmesini istedi.Allah-u Teala isteklerini kabul etti.Nitekim bizler ,yere inip çıkarken yanına uğrar ve onun secde halinde olduğunu görürdük.Bize verilen bilgiye göre bu kul,kıyamet günü yeniden dirilerek Allah’ın huzurunaçıkınca Allahu Zülcelal:-Ey kulum!Sana Rahmetimle mi yoksa amelinle mi muamele edyim,buyuracak ve bunun üzerine o kul:-Ya Rabbi!Amelimle bana muamele et!Diyecektir.O zaman,Alluhu Teala meleklerine:-O halde bu kulumun amelleriyle kendisine verdiğim nimetleri mukayese ediniz,buyuracak ve meleklerinyapacağı hesap sonunda,beşyüz yıllık ibadetin sadece gözünün nimetini karşılayabildiği ve vücudunun diğer nimetlerinin karşılıksız kaldığı görülecektir.Bunun üzerine Allahu Zülcelal :-Kulumu cehenneme atın!Diye emir verecek ve bu emir uyarınca,kul cehenneme doğru yola çıkarılacaktır.Cehenneme götürülürken.-Ya Rabbi,beni rahmetin karşılığında cennete koy!Deyince,Allah-u Zülcelal meleklere:-Kulumu geri getirin,diye emir verecektir.Geri getirilecek olan kul,tekrar,Allah’ın huzuruna çıkarılınca,Allahu Zülcelal kendisine:-Ya kulum,seni yoktan var eden kimdir?Diye soracak,kul da:-Sen Ya Rabbi!diyecektir.Allahu zülcela ona:-Seni yaratmam amelinle mi yoksa,benim rahmetimin karşılığıdır?Diye soracak,kul da:Tabi ki senin rahetinin karşılında olmuştur,diyecektir.Alluh-u Zülcelal:Ya kulum beşyüz yıl boyunca ibadet etmeni sağlayan gücü sana veren kimdir?Diye soracak,kul da:Sen Ya Rabbi!Diyecektir.Allah-u Zülcelal :-Seni dağın tepesinde,yeşillikler arasında kim kondurmuş,kim tuzlu sudan tatlı su bağışlamış ve kim her gece sana bir nar meyvesi sağlamıştır?Ruhuınu secdedeyken almamı istemen üzerine,bu arzunu yerine getrdim.Bütün bunları yapan kimdir?Diye buyurunca kul:-Sen Ya rabbi!Diye cevap verecektir.Allah-u zülcelal ona:-Bütün bunlar,rahmetimin eseri olduğu gibi şimdi de yine rahmetimle seni cennete koyacağım,buyuracaktır.Zaten her şey Allah’ın Rahmetiyledir.”(Hakim,Beyhaki)

 

O halde yüce Rabbimizin buyurduğu gibi”Sana gelen iyiliğe ait her ne gelirse Allah’tandır,kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir”(Nisa-79)hakikatini unutmadan kurbiyet niyetiyle gayretle amellerimize devan etmeliyiz.Rabbim amellerimizi salih ve makbul eylesin.