MEKTUBUM SANADIR EY GENÇ!

MEKTUBUM SANADIR EY GENÇ!

Bismillahirrahmanirrahim

Sevgili ve Pek Kıymetli Genç Kardeşim, 

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Sana bu mektubu, gecenin en ıssız anlarından birinde, yüreğimden dilime, oradan kalemime uzanan en kalbi duygularımla yazıyorum. Kelimelerin gücüne iman ettiğimi belirterek ve söyleyeceklerimin yüreğine nakış nakış işlenmesi duasıyla sözlerime başlıyorum. 

Değerli kardeşim, 

Sahip olduğun kıymetin farkında mısın bilmiyorum. Sen ki,  Allah’ın ruhundan üfürdüğü, yeryüzünün en aziz varlığısın; sen ki efendimiz Muhammed aleyhisselam’ın müjdelediği, ömrünü Allah’a kullukla geçirdiği takdirde, Rabbimizin kendisini arşın gölgesinde gölgelendireceği genç müminlerdensin. Sen ki, hakikatı bütün dünyaya duyuracak taptaze bir nefessin. Sen ki, günahların etrafını sardığı şu zamanda, Allah’ın ayetlerini gözlerine perde yapan Yusuf misali iffet sahiplerindensin.  Ve nihayet sen, bitmek tükenmek bilmeyen bir hazinesin. Çünkü bilmelisin ki Farsçada genç demek hazine demektir. İşte senin asıl değerinin adında saklı olduğunu bilmen gerekir.

Sevgili kardeşim,

Nasıl bir dünyada yaşadığımızın tarifini yapmama gerek var mı bilmiyorum. Günahların serbest değil, adeta teşvik edildiği, insanların heva ve heveslerini ilah edindiği, sözden anlamayan hissiz bir neslin yetiştiği, üreten değil tüketme endeksli bir anlayışın yaygınlaştığı, dahası düşünmeyen, düşünemeyen bir  gençliğin var olduğu bir çağda yaşıyoruz. Gençler, nasıl ve neye göre yaşamaları gerektiğini bilmiyorlar. Hedeften yoksun, günübirlik yaşamayı tercih ediyorlar. Sahip oldukları değerin farkında değiller. Kendilerine kıymet vermiyorlar; ama başkalarından da kendilerine kıymet verilmesini bekleyerek büyük bir çelişkinin içine düşüyorlar. Anne babalarını çok sevdiklerini söylüyorlar; fakat onların kendilerine sunduğu imkanları hoyratça kullanıyorlar. Bütün bunlardan da önemlisi, dünyaya niçin geldiklerini, hangi gayeyi gerçekleştirmek üzere yaşadıklarını bilmiyorlar.

Kardeşim!

 İşte böyle bir anda SEN çıkıyorsun karşımıza.  

Ahlaksızlığın kimlik haline gelmesine ve şahsiyet yoksunu bir neslin ortaya çıkmasına karşılık, kendini Kuran ahlakıyla ahlaklandıran ve adeta Kur’an’la yürüyen, gören, düşünen ve onunla yaşayan SEN…

Cinselliğin serbest değil, adeta teşvik edildiği; haramın kol gezdiği ve  çıplaklığın hemen her yerde arzı endam ettiği böylesi rezil bir ortamda, Yüce Allah’ın: “Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar.” Ayetini, kalbinin merkezine yerleştiren SEN…

   Necip Fazıl’ın gençliğe hitabesinde “Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik… Kim var! diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan,  ‘Ben varım!’ diyebilen, benlik davasından, enaniyet duygusundan sıyrılmış, “ben” değil, “biz” bilincine ulaşan SEN…

     Ruhu ve şahsiyeti sağlam, ufku açık, kendi dünyasına gömülüp kalmamış, yaşadığı dünyanın sorunları ile yakından ilgili, hayattaki yerinin ve sorumluluğunun farkında olan SEN çıkıyorsun karşımıza ve çıkmalısın da.

Aziz Kardeşim,

Her zaman hür yürekli bir genç olmanın çabası içerisinde olmalısın. Hür yürekli olmaktan kastım, zincirlerinden kurtulman gerektiğidir. Öncelikle seni çepeçevre kuşatan şehvet zincirinden kurtulmalısın. Rabbimizin, fıtratımıza yerleştirdiği bu duyguyu, ortadan kaldıramayacağını bilmeli ve ancak onu terbiye edebileceğini de unutmamalısın. Sana sunulan imkanların farkında olmalı ve bu imkanları yerli yerinde kullanmalısın. Şunu unutmamalısın ki insana sunulan en büyük nimetlerden biri de ZAMAN’dır. Vaktini boş şeylerle harcamamalı, “boş zaman yoktur; boşa giden zaman vardır.” bilinciyle hareket etmelisin. Doktor olmak, mühendis olmak veya zengin olmak gibi hedeflerin, çok küçük hedefler olduğunu bilmeli, en büyük amacının “ALLAH’A İYİ BİR KUL OLMAK”  olduğunu aklından çıkarmamalısın. Dünyada hiçbir şeyin ebedi kalmayacağını, kalamayacağını bilerek ve gençliğinin yanında, hayatının da bir gün elinden alınacağını hesap ederek yaşamalısın. 

Sevgili kardeşim,

 Yukarıda söylediğim genel kaidelere ek olarak sana yapman gereken birkaç pratik şeyi de söyleyerek mektubuma son vermek istiyorum.

1. Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de imandan sonra zikrettiği namazı her ne şartta olursa olsun kılmalı ve hayatının merkezi haline getirmelisin. 

2. Kur’an’ı okuma listenin başına, efendimizin hadislerini de ikinci sıraya koyarak, okumayı bir hayat prensibi haline getirmelisin.

3. Televizyon izlemeyi, lüzumsuz yere internet veya telefon kullanımını olabildiğince en aza indirmelisin ki, faydalı işler yapmaya vaktin olsun.

4. Şehvet ateşinden kurtulman için gözünü haramdan korumalı ve efendimizin tavsiyesine uyarak haftanın belli zamanlarında oruç tutmalısın. Ve hepsinden önemlisi, Allah’ın seni her an gözetlediğinin bilincinde olmalısın.

5. Bir insanın nefsiyle tek başına mücadele edemeyeceğini bilmelisin. Bundan dolayı kendine, İslami kişiliğe sahip, sağlam karakterli arkadaşlar edinmelisin. 

6. Cami merkezli bir hayatın olmalı. Günde en az iki vakit namazını camide cemaatle kılmalısın. Şunu  da unutma ki sen gitmediğinde seccaden boş kalacaktır. 

Değerli Kardeşim,

Mektubuma burada son verirken, kalpleri elinde tutan Allah’tan (cc), seni ve senin gibi gençleri, kıyamet günü arşının gölgesinde gölgelendirmesini, sizleri ve bizleri İslam’ın hizmetkarı kılmasını dilerim. 

Selam ve dua ile…