İMAN! AMA NASIL?

İMAN! AMA NASIL?

Allah’a hamd olsun. Eğer Rabbimiz bize doğru yolu gösterip hidayeti nasip etmeseydi; bizler perişan olur, sapıklıklar içinde kaybolurduk. Bizlere doğru yolu ve hidayeti nasip eden yüce Rabbimize hamd olsun. Salat ve selam onun rasulüne, arkadaşları ve kıyamete kadar onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

    Öyle bir iman ki iman ettim demekle kurtulamayacağın bir iman. Tahrif edilmemiş  tertemiz, berrak bir iman . Hurafelerden, bid’atlerden  tamamen  arınmış bir iman.  Ancak o imanla hayatını canlı, dipdiri tutabilecek, bütün zorluklara karşı koyabilecek bir iman.. Tüm tağuti sistemlerin beşeri güçleri ile  saldırılarına karşı  onlara geçit vermeyecek bir iman..  Bu iman ki sahibini cennete götürecek ve ebedi huzuru sağlayacak kapasitede bir iman ..

  İşte o iman ki amacı hayatı, Allah’ı anlamak olan insanın meselesidir. İnsanoğlu o rasulullahi imanı yakalamadığı müddetçe sıkıntı devam ediyor demektir. 

   Efendimiz (asv) buyuruyor ki;  ‘’ Her doğan insan iman fıtratı üzerine doğar, sonra anne babası onu Yahudi, hıristiyan veya mecussi yapar.’’  Rivayetten şunu anlıyoruz ki tüm insanlarda iman fıtridir. Ama sorun sonradan baş gösteriyor anne-baba veya Allahtan nasibini almamış topluluklar bu fıtri olan imanı yok etmek için her türlü yolu deniyorlar. Yani imansızlığı kendi tercihleri belirliyor. Ama zorda kaldıkları zaman da yani helaklarını anladıkları zaman da Allah diyorlar. İşte onları Allah dedirten o fıtri imanlarıdır. Kurtulunca da sapıklığa devam ediyorlar bu durumla ilgili Rabbimizin bize gönderdiği kitabında bir çok ayet mevcut ..  Allah kimin nasıl iman ettiğini herkesten en iyi bilendir.

   ‘’ Ölü iken kendisini diriltiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkmayan kimse gibi olur mu ‘’ ? ( Enam 122) 

    Rabbimiz iki kişiyi misal veriyor. Biri diğerinden daha faziletli ve daha değerli.  Aslında ikisi de insan, ikisi de yoktan yaratılmış.  Ama biri ışıkta yürümüş diğeri karanlıkta . Burada ki tercih kişinin fiziksel özelliklerine  boyuna, kilosuna, yaşına vs.. bakmıyor.  Her ikisinin de kalbinin yoluna bakıyor. Tercihleri kalpteki imanlarına göre değer kazanıyor. Biri kalbini iman ile doldurmuş. Diğeri de iman hariç ne bulmuşsa..  Hayat kalplerin hayatıdır. Nice dirileri görürüz ki aslında ölüdürler ve nice ölüler de gerçekte diridirler. Cesetleri ile diri gördüğümüz o güruh aslında kalben ölmüş, iflas etmiş birer iskelet yığınıdır. Fakat nice ölüleri görürüz ki aslında onlar diridirler ve rabblerinin katında  rızıklandırılmışlardır. Onların cesetlerinin ölü olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. İşte bize lazım olan iman bu. Bizi ölü iken bile diri tutacak bir iman . Bu imanımız bizim hayattan tat ve zevk almamızı da sağlayacaktır. Ahirette  rabbimizin  cennetine girmemize ve azabından emin olmamıza vesile olacaktır. İmansız insan ise hem dünyası sıkıntılı hem de ahreti kaybetmiş ebedi cehennem yurdunu seçmiştir. Hiçbir şekilde huzuru bulamayacaktır. 

   Allaha iman eden bizler doğduğumuz günden beri yaratan ve yaşatan Allahtan  yana tavır koyarak tarafımızı belli ettik. Hepimiz ‘’ ben iman ettim , ben mü’minim .’’ dedik tarafımız belli oldu.  İki tercihten ibaret olan küfür ve imandan imanı seçtik ve Allahın şerefli kulları olmaya niyet ettik. Hakkın tarafını seçtik batılın karşında cephe aldık.  Böylece hakka iman eden ve hakkı kaldıran olduk.  Ahir zamanda yaşadığımızı hatırlayıp imanımızı korumak için her zamankinden daha çok çalışmamız gerektiğini anladık. İman bir kor ateş parçası olmuş avuçlarımızda . İşte biz bu zorluğa talibiz biliyoruz ki bu zorluk feraha çıkacak. Bizden önce gelen nesillerin ne sıkıntılar çektiklerini biliyoruz. İnsanlardan imanlarını almak istediler ama başarılı olamadılar. İslam davasının hayal olduğunu, insanların bu hayatı dolu dolu yaşamalarını tembihlediler ama nafile o iman ki rasullulahtan bize geçmiş onların küfre karşı sağlam imani duruşları bize ilham kaynağı oldu ve bizde bu yolda onları kendimize rehber edindik ve inşallah bu iman davasını kazananlardan olacağız. Bu iman kuru bir iman değil dopdolu bir iman .. İşi, gücü, dünyası ve hevesleri olan insanların bu heva ve heveslerine ulaşmak için nasıl gayret ettiklerini biliyoruz. Bunlar bu kadar çalışıyorken bizim iman ettim deyip içini doldurmadan yaşamamız ne kadar doğru? Bu iman iddiasının bir laftan ibaret olmadığını bizim rabbimize göstermemiz lazım.. Yoksa bizler iman ettim demekle kurtulacaklarını mı sandılar ayetinin muhatapları değimliyiz? Elbette muhatabıyız hem de birinci dereceden onun için Allaha bağlılık, tahrif edilmemiş,tertemiz, berrak bir iman ve uğruna canını verecek yiğitler.. VESSELAM